“`html
Türkiye’nin Afrika’daki Stratejisi ve Siyasi Etkileri
İsrail merkezli Hayom gazetesi için yazmış olduğu bir makalede, Kuzey Kıbrıs’taki Türk varlığının kalıcı olmayacağına dair ifadeler kullanan Shay Gal, Türkiye’yi hedef alan yeni bir analizle dikkat çekiyor.
İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (IAI) eski yöneticisi ve Tel Aviv yönetimine danışmanlık yapan Gal, ‘The African Report’ adlı platformda, Türkiye’nin Afrika’daki etkisini sorguladığı bir yazı kaleme aldı. Bu yazıda, Ankara’nın Afrika’daki güç projeksiyonunu ve bu konuda Avrupa’nın harekete geçmesi gerektiğini vurgulamakta.
“Türkiye Afrika’da nasıl güçlü bir varlık oluşturdu?” başlıklı çalışmasında, Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki işbirliklerini ele alıyor. Gal, Batılı güçlerin Afrika kaynaklarını sömürmek için terör örgütlerini kullandığını vurgularken Türkiye’nin Rusya ile birleşmiş güçlü bir etki yarattığını belirtiyor. Şu sözleri dikkat çekici:
“Fransa, Sahel bölgesinde bayrağının indirilmesini genellikle Rusya ile ilişkilendirse de, gerçek tehdit Türkiye’nin görünmeyen güç yapısını inşa etmesidir. Bu yalnızca insansız hava araçlarının varlığıyla değil, aynı zamanda Fransız etkisinin yerini Türk etkisinin almasıyla da ilgilidir.
Örneğin, Ankara Mogadişu’da bir askeri varlık geliştirerek, burada eğitim merkezleri ve sağlık altyapıları kurdu. 2023’te açılan Türk devlet bankası, ülkede yarım yüzyıldan beri faaliyete geçen ilk yabancı banka oldu. Böylece Türkiye’nin ekonomik ve siyasi varlığı pekişiyor.
TÜRKİYE, AFRİKA’DA KALICI BİR ETKİ YARATIYOR
“Türkiye, 2024 itibarıyla bu stratejisini daha da derinleştirecek; Somali ile güvenlik ve enerji alanında işbirlikleri yürütüyor. Türk güvenlik şirketleri, Batı Afrika’da Fransa’nın çekilmesi sonucu oluşan boşluğu dolduruyor,” diyor Gal.
Benzer bir model Senegal’de de kendini gösteriyor; Türk şirketleri, Fransızların yerini alarak ülke altyapısını inşa ediyor. Türk Summa şirketi, ülkenin stadyumunu inşa etmenin yanı sıra önemli havaalanlarını da işletiyor. Ayrıca, Afrika genelinde pek çok liman ve hastane Türk imzası taşıyor. Bu, Türkiye’nin ulusal egemenlik yapısına entegre olmaya yönelik çabalarının bir göstergesidir.
Bu çabaların altında yatan bir diğer boyut ise standartların belirlenmesidir. Türkiye, 2017’de Helal Akreditasyon Kurumu’nu kurarak, Afrika pazarlarında kendi standartlarını yaymakta. Bu durum, yalnızca dini bir konu olmanın ötesine geçerek gıda ve ilaç sektöründeki tedarik zincirlerini de etkilemekte.
Ankara, Afrika’da trilyonlarca dolarlık piyasalarda sarsılmaz bir varlık kazanıyor; bu durum varlığı yalnızca silah ve kredilerle değil, aynı zamanda stratejik işbirlikleriyle pekiştiriyor.
EĞİTİM, DİN VE MEDYA YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR
“Eğitim ve din, Türk etkisinin bir diğer katmanını oluşturuyor. Eğitimin yaygınlaşması, Türkiye’deki üniversitelere giden binlerce Afrikalı öğrenciyi de kapsamakta,” diye ekliyor Gal. Diyanet, Afrika’da önemli camiler inşa ederek Türk sembollerinin varlığını hissettiriyor.
Ayrıca, TRT Afrika gibi medya organları ve Türk Hava Yolları’nın geniş uçuş ağları da Türk varlığını pekiştiriyor. İletişim ve ulaşımın kontrolü, olayların algısını şekillendirmekte önemli bir rol oynamakta.
İnsansız hava araçlarının rolü
“İnsansız hava araçları, yalnızca askeri bir varlık olmaktan çok daha fazlasıdır; siyasetin bir sembolidir. Türk üretimi İHA’lar, Afrika’da egemenlik mücadelesinin bir parçası haline geldi. Burada, liderler Türk yöneticileri destekleyerek, bağımsızlaşma süreçlerini hızlandırmakta.”
Türk şirketleri, Cezayir, Tunus ve Fas gibi ülkelere yatırım yaparak, altyapı ve eğitim alanında önemli projelere imza atmakta. Bu projeler, eski sömürge güçlerinin etkisini azaltırken, Türkiye’nin bu ülkelerdeki varlığı güçleniyor.
Türkiye’nin Afrika’daki varlık stratejisi, geçmişin acı hatıralarını avantaja çevirmekle kalmıyor, aynı zamanda yeni hikayeler yaratma çabasında etkili bir şekilde ilerliyor. Bu değişimler, Fransa’nın etkisinin azalmasına ve Türkiye’nin bölgedeki itibarının artmasına yol açmakta.
SONUÇ OLARAK
Erdoğan, Müslümanlara onur, adalet ve eşit kalkınma vaat ederek Afrika’daki stratejik tutumunu güçlendirmekte. Türkiye’nin varlığı, yalnızca Afrika ile sınırlı kalmayıp, Avrupa’ya ve ötesine de ulaşmaktadır. Bu durum, mevcut güç dengelerinin yeniden şekillenmesine zemin oluşturabilir.
“`